Çıkış / Exit

İşleminiz Yapılıyor.
 
 
 
 
 
 
 
 
English

Evlilik Türkiye’nin diğer yerlerinde olduğu gibi Manisa’da da had safhada önemsenen ve çeşitli dini tören ve inanışların toplandığı bir dönemdir. Evlenme yaşını geçen kızların “kısmetini açmak” için bir takım uygulamalara başvurulur. Bunlardan bir örnek verelim: Üç Cuma, sela vaktinde Ulu Camii’ndeki İshak Çelebi Türbesi’ne hiç kullanılmamış bir kilit, yeni evli bir kadının yemenisi alınarak gidilir. Burada yedi Yasin suresi okunur. Sonra kızın başında kilit iki kere açılır ve kapanır. Üçüncüsünde açılır, kapanmadan gelişte olduğu gibi yemeniye sarılarak eve dönülür. Üç Cuma’dan sonra üç ay beklenir. Kızın kısmetinin açıldığının işareti görülürse “helva hayırı” yapılır. Gerçekleştiğinde de türbenin başında şeker veya lokma dağıtılır. Kilit de anahtarı ile birlikte açık olarak yemeninin içinden türbeye bırakılır ve geri dönülür. İstenecek kıza oğlanın annesi ve yakınlardan birkaç kadın “görücü” olarak giderler. Önceden iki defa kız evinin kontrolü yapılır. Bu yoklamalarda evin düzenine, temizliğine bakılır. Üçüncü gidiş “dünür gitme” şeklinde adlandırılır. Cuma’dan başka bir günde kız istenmez. Dünürcülüğe gelen kadının başında beyaz bir örtü bulunur. Bu örtüden gelenin “dünürcü” olduğu anlaşılır. Kız istendikten sonra eğer verilirse oğlanın annesi evin bir yerine, düğünün çabuk olması için iğne batırır. Kız istemeden sonra “söz kesme”ye gidilir. Dünürcüler ayrılırken, kız evi hazırlanan mendil bohçası ile bir sürahi şerbeti dünürcülere sunar. Sürahiyi alan kadın, evde bekleyen damat adayına şerbeti teslim ederek bahşiş alır. Bu şerbet içildikten sonra içine çerez doldurularak kız evine geri gönderilir.

Nişan genellikle aileler arasında ve kız evinde yapılır. Eskiden oğlan evi kız evine içinde çerez, şeker ve meyve olan “nişan seleleri” gönderirdi. Karşılığında kız evinden gönderilen selelerde ise mutlaka karanfile batırılmış un kurabiyesi bulunurdu. O gün gelen kız tarafı münasip gördüğü hediyeyi getirirdi. Bunlara “dürü” denilir ve karşılığı da gönderilirdi. Oğlan tarafı ayrı bir odaya oturtulur, gelin çağrılınca çalgıcılar da çalmaya başlarlar. Gelin odaya iki kişinin koltuğunda ağır ağır girerken başına oğlan evi tarafından şeker, leblebi ve fındık saçılır. Bunun ardından gelin oturur ve oğlan evi de takılar takar. Kız ile oğlana kırmızı bir kordela ile birbirine bağlı nişan yüzüğünü bir büyük takar ve ardından kordelayı keser. Bu kordela küçük küçük kesilerek kısmetlerinin açık olması için genç kızlara dağıtılır. Eskiden kıza yüzük takıldıktan sonra nişanın olduğu gece oğlan evinde “şerbet övme” denilen bir toplantı yapılırdı. Kız evi tarafından bir sürahi şerbet, oğlana bir çevre ile nişan mendili, sağdıçlara ve şerbet övücüye birer çevre gönderilir, oğlan evinde toplananlar bu şerbeti içerlerdi. Ardından damat ve sağdıçlar ortaya çağrılır, ayakta bekletilerek eziyet verilirdi. Ardından damat övülür ve damada nasihat verilirdi. Nasihatte evlendikten sonra damadın annesini unutmaması gerektiği özellikle belirtilirdi. Bu nasihatlerden sonra şerbet övücü nişan tepsisini açarak oğlan ve sağdıçlara gönderilen mendilleri omuzlarına atar, evliliğin hayırlı uğurlu olması dileğinde bulunurdu.

Düğünün iki dini bayram arasında olmamasına dikkat edilir. Kız tarafı yatak odası ve mutfak eşyalarını, oğlan tarafı ise misafir ve oturma odası eşyalarını alır. Düğünden bir hafta önce kız evine “düğün selesi” gönderilir. Bu selede kız için çeşitli eşyalar vardır. Gönderilenler iki üç gün kız evinde sergilenir. Mukabilinde kız evi de oğlan evine “dürü bohçası” denen bir bohçada oğlan ve yakınlarına hediyeler gönderir. Yine düğünden bir hafta önce kız evinde çeyiz serilir. Bu çeyizde mutlaka kordela, boncuk vs. ile süslenmiş bir süpürge bulunur ki buna “gelin süpürgesi” adı verilir. Kına gecesinden bir gün önce damadın sağdıçları ve yakın arkadaşları kız evinden çeyiz almaya gelirler. Bu iş genellikle Cuma günü yapılır. Gelen hoca önce dua eder ardından Fatiha okunur. İlk alınan “zıpra”sının içindeki Kur’an ile bir ekmektir. Oğlan evine ilk girenler de bunlardır. Bu arada sağdıç hapsedilir yahut sandığın üzerine oturtulur. Makul bir hediye veya para alınmadıkça sağdıç bırakılmaz, sandık verilmez. Kamyona yüklenen çeyizin üstü asla örtülmez. Araca kız evi tarafından basma, havlu gibi hediyeler asılır. Kız evinde yapılan kına gecesinin davetlisi kadınlardır. Kız, gelinliğini giyer fakat duvağını takmaz. Bununla birlikte mavi veya pembe renkli kına gecesi elbisesi giyenler de vardır. Müzik eşliğinde eğlenilir. Daha sonra kocası sağ, başından tek nikah geçmiş ve evliliği mutlu geçen iki kadın, gelinin iki yanında yer alır. Ve onu meydanda dolaştırıp, oğlan evine götürürler. Gelin oradakilerin ellerini öper ve geline ziynetler takılır. Gelin oyuna kaldırılır ve ardından herkes uğurlanır. Sadece gelinin arkadaşları kalır. Gece yarısından sonra gelin geceliğini giyer, abdest alıp namaz kıldıktan sonra yüzü kıbleye dönük şekilde ortaya oturur. Başına al bir örtü örtülen gelinin avuç içlerine ve ayaklarına kına yakılır. Kız evinde kına gecesi yapılırken oğlan evinde de düğün mevlidi okutulur. Konuklara şeker, sigara ve kahve ikram edilir. Bu gecede tüm hizmet, sağdıçların vazifesidir. “Fincan saklamak” adet olduğu için sağdıçlar dikkatli olmalıdırlar. Eğer dikkatli olmazlarsa düğünden sonra fincanı saklayanın istediğini karşılamak sağdıcın görevidir. Çalgıların çalmaya başlamasıyla düğün için davetliler gelmeye başlar.

Düğün sofrasının değişmez dört yemeği vardır: Pirinç çorbası, etli nohut, pirinç pilavı, zerde veya irmik helvası. Öğleden sonra “gelin almaya” gidilir. Oğlan evi kapıda kuzu, horoz vs. ister. Kolay kolay kapı açılmaz. Bu arada da içeride “kuşak merasimi” yapılır: Kızın babası yoksa ağabeyi veya amcası kırmızı bir kuşağı önce üç kere kızın beline dolayıp, dualar okur, üçüncüsünde bağlar. Bundan sonra takı takılır. Gelin alındıktan sonra arabasının arkasından su dökülür. Daha önceden kız evine gelenler oğlan evinin kapısını tutup, horoz veya kuzu isterler ve sağdıçla pazarlık yapılır. Horozu alan “Aloff!” diye bağırır. Gelin arabadan inince başının üzerinden buğday, leblebi şekeri ve bozuk para saçılır. Yeni evlilerin buğday ile evlerinin bereketli, şeker ile geçimlerinin tatlı, para ile de ömürlerinin refah içinde geçmesi temennisi ifade edilmeye çalışılmaktadır. Saçılan paraları toplayanlar bunları “bereket parası” olarak saklarlar. Gelin, üstüne yağ ve bal sürülmüş kapıdan içeriye besmele çekerek ve sağ ayağını atarak girer. Bu arada da koltuğunun altına bir ekmek verilir. Oğlan evine gelen gelin yüzü duvakla örtülü olarak içeride oturur. Kucağına gürbüz bir erkek çocuk verilir. İçine çam fıstığı katılmış kırmızı boyalı şerbeti gelinle damat birlikte içerler. İçinde bir yudum bırakılmış bu şerbetten daha sonra evlenmemiş kızlara içirilir. Bundan sonra damat akşama kadar gezdirilir. Akşam ezan okununca damat ve arkadaşları topluca camiye gider. Namazdan sonra önde imam, arkasında ellerinde yanan mumlar olduğu halde, topluluk tekbir getirerek eve kadar yürü. Mum yakılmasındaki amaç, bütün ömrün aydınlık içinde geçmesidir. Kapının önünde imam dua eder ve okunan Fatiha’dan sonra kalabalık hoca, sağdıçlar ve nikah şahitleri hariç dağılır. Sağdıçlar damat içeri girerken sırtını yumruklarlar. Nikah gizli kıyılır. Bunun iki sebebi vardır: Birincisi, “nikah ağırlığı”nı gelin, damat, imam ve şahitler dışında kimsenin bilmemesi; ikincisi ise, “damadın bağlanma” ihtimaline karşı alınan bir tedbirdir. “Ağırlık” boşanma olursa kocanın karısına vereceği paradır. Gerdek odasına alınan gelin kocanın burada duvağı örtülü olarak bekler. Damat “yüzgörümlüğü” takarak gelinin duvağını açar. Daha sonra gelin ile damat namaz kılıp dua ederler. Ardından kız evinden gelen tavuk ile baklavadan yerler. Sabah sağdıçlar gelip, damadı hamama götürürler. Buradan da kızın babasının evine “el öpmeye” gidilir. Burada kahvaltı edilir ki sofrada bal ve kaymak bulunması adettir. Kahvaltının ardından kayınpeder damada altın saat veya yüzük; sağdıçlara ise gömlek, kravat vs. hediye eder. Geline de kayınbaba ve kaynanası “yüz görümlüğü” olarak değerli bir hediye verir. Aynı günün akşamı, kız evinden bir tepsi katmer gelir. Oğlan evinin akrabaları bunu yerler. Ertesi gün gelin, annesine el öpmeye gider. Bir hafta boyu geline çeyiz bakmaya gelinir. Düğünden sonraki günün ilk cuması, Cuma namazından sonra “gelin görmesi” yapılır. Gelin gelinliğini giyer ama yüzünü örtmez. Gelen akraba ve yakınlar gelini görüp, tanımış olurlar. Akşama kadar eğlenilir.
 

150 Yıllık Asker Uğurlama Geleneği

Manisa'nın Saruhanlı ilçesine bağlı Kemiklidere köyündeki asker uğurlama törenleri, korna sesleri, araç konvoylarına değil, 150 yıldır süren geleneklerin yaşatılmasına sahne oluyor. Manisa'nın Saruhanlı ilçesine bağlı Kemiklidere köyündeki asker uğurlama törenleri, korna sesleri, araç konvoylarına değil, 150 yıldır süren geleneklerin yaşatılmasına sahne oluyor. Saruhanlı'ya 10 kilometre uzaklıkta...

Doğum Gelenekleri

Manisa'da doğum, her zaman anne, baba ve akrabaları hatta komşuları bile sevindiren bir olaydır, çünkü; dünyaya gözlerini açan her çocuk evliliğin sağlamlaşmasını, aile içinde sevgi bağlarının daha da güçlenmesini, soyun devam etmesini sağlamış olur. Onunla anne, 'meyvesiz ağaç' olma ezikliğinden kurtulur, ana olma zevki ve yüceliğini tadar, aile ve akraba arasında da itibarı artar. Baba ise 'evlat...

Sünnet Gelenekleri

Sünnetin sözlük manası, takip edilmesi alışkanlık haline gelen yol, hal ve tavır, gidiş, adet, değişmeyen karakterdir. Kur'an-ı Kerim'de on iki ayette geçen sünnet kelimesi, 'Allah'ın değişmeyen hükmü, O'nun değişmeyen icraatı, öteden beri cereyan ede gelen adeti evvelki ümmetlere tatbik edilen kanun-i İlahi; Allah'ın kullarında geçerli olagelen sünneti' gibi manalar taşımaktadır. Halk...

Evlenme Gelenekleri

Evlilik Türkiye'nin diğer yerlerinde olduğu gibi Manisa'da da had safhada önemsenen ve çeşitli dini tören ve inanışların toplandığı bir dönemdir. Evlenme yaşını geçen kızların “kısmetini açmak” için bir takım uygulamalara başvurulur. Bunlardan bir örnek verelim: Üç Cuma, sela vaktinde Ulu Camii'ndeki İshak Çelebi Türbesi'ne hiç kullanılmamış bir kilit, yeni evli bir kadının yemenisi alınarak...

Ölümle İlgili Adet ve İnanışlar

Doğum ve evlilikte olduğu gibi ölüm de birçok inanç ve adetin kümelendiği bir safhadır. Bir takım işaretler ölümün işareti sayılır: Cuma vakti köpek uluması, ev içinde çocuğun ulur gibi ağlaması, bir evin etrafında baykuş ötmesi vs. Ölenin ayakkabıları dış kapıya bırakılır. Bu, evde cenaze bulunduğunun ilk işaretidir. Gömülme işi bitene kadar evin kapısı kapanmaz. Evdeki tüm aynalar bezle kapatılır...